Çalışkanlar Sınıfı Çocuklar İçin Olumsuz Etki
Psikolog Gülgün Sharafat, eğitim sisteminin bilginin depolanmasına değil, kullanılmasına yönelik olduğunu, bu nedenle bilginin ne ölçüde kullanılabildiğinin kısa süreli sınavlarla değerlendirilmesinin doğru olmayacağını söyledi.
Bu tür testlerde başarının yerine performansın ölçülebildiğini belirten Sharafat, şöyle konuştu:
''Böyle sınavların sonuçlarının kriter olarak belirlenmesi doğru olamaz. Çocukların sınıflara ders notlarına ya da o kısa süreli test sonuçlarına göre ayrılması, çocuğun kendi içinde değerler sistemine zarar veriyor. Çocuğun kendisini başkasıyla kıyaslamasına yol açıyor. Maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları dershaneye gidiyor, özel ders alıyor. Bu fırsata sahip olmayanlar ne yapmalı? Bu ayrım çocukları son derece olumsuz etkiler.''
Sharafat, akademik başarının yeterli görülmesinin doğru olmadığını savunarak, şunları kaydetti:
''Çalışkan, az çalışkan, başarılı, az başarılı diye ayrılmaları, çocukların motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Çocuğu iyi sınıfta olan anne baba mutlu olabilir başarılı olduğu için. Diğer çocukların kişisel özellikleri, ruhsal durumu nasıl düşünülmüyor. Özellikle ergenlik çağında olan çocuklar için daha da riskli. Çocuğun karakteri henüz oturmamışken böyle şeylerle karşılaşması, kişilik oluşumuna pozitif yansımayacak elbette. Hem anne baba, hem de çocuğun kendisi başka çocuklarla karşılaştırma içinde olmamalı. Biz ebeveynlere de çocuklarına bireysel hedefler göstermelerini, başkalarıyla kıyaslamamalarını tavsiye ediyoruz.''
Bu uygulamanın eğitime katkısı olup olmadığından çok, çocuğun ruhsal yapısına nasıl yansıdığının önemsenmesi gerektiğini ifade eden Sharafat, şöyle dedi:
''İyi çocukların bir araya getirilmesi eğitimi, eğitimciyi rahatlatabilir ama eğitimde hedeflenen bu mudur? Başarılı ve başarısız öğrencilerin ayrıştırılması yanlış bir uygulama. Toplumsal sınıflandırmanın ilkokula kadar indirgenmesidir bu. Değersizlik duygusu verir. Akademik açıdan uygun olsa bile ruhsal açıdan doğru olamaz.''
İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜR YARDIMCISI ÇAKAL
Eğitim Öğretimden Sorumlu İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Çakal da akademik açıdan, çocuk psikolojisi ve eğitim yönetimi açısından böyle bir uygulamanın doğru olamayacağını söyledi.
Eğitimin amacının çocukları belli bir alanda başarılı kılmak olmadığının altını çizen Çakal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hedefimiz, çocukları Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda iyi yurttaş, iyi vatandaş, yaratıcı, özgüveni sağlam bireyler yetiştirmek. Bu amaçlar için de toplumda aynı mekanı paylaşan insanlar gibi farklı kabiliyetteki öğrenciler de aynı sınıfta olmalı. Amacımız, matematikte, fende çok başarılı öğrenciler yetiştirmek değil. Onların başarısı iyi bir vatandaş olmaları yönünde.''
Çakal, sınıfların not durumlarına göre değil, karma düzenlenmesi gerektiğini belirterek, ''Çocuklarımız yarış atı olmasın derken onları yarışa sokmak doğru olamaz. Psikolojik açıdan da olumsuzluklara yol açar. Çok çalışkan ile az çalışkan ayrımı olamaz. Hepsi aynı sınıfta olmalı. Uygulamayla ilgili şikayet olduğunda ilgili okula gerekli uyarıları yapıyoruz'' diye konuştu.
VELİLER DE ŞİKAYETÇİ
İzmir Öğrenci Velileri Derneği (İZÖVDER) Başkanı Orhan Yüce ise konu ile ilgili şikayetlerin, sıkıntıların kendilerine de aktarıldığını bildirerek, şöyle dedi:
''Baştan bazı çocuklar kazanmış, bazıları kaybetmiş duruma getiriliyor. Çocukların kişiliklerinin geliştiği dönemler bunlar bilgilerini pekişmeye başladığı dönemler. Şimdiden ayırırsanız, 'sen alt sınıfsın', 'sen üst sınıfsın' derseniz, eğitime zarar veririz. Çocuklara da velilere de zarar veriyor. Velilerden çocuğu iyi sınıfta olan şikayet etmiyor tabi ama o sınıfta olmayan çocuğun velisi durumdan memnun değil. Ayrımcılık doğru bir şey değil.''
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü de okullara bir yazı göndererek bu tip uygulamalara izin verilmemesini istedi.







